RSS

Puslu Kıtalar Atlası

Esselamu aleykum ve rahmetullah, 

Sınav stresinden ve hayatın türlü sıkıntılarınan kafamı birazcık kurtarmak için güzel bir kitaba bıraktım kendimi pazartesi itibariyle... (Malum şu mel'un sınav hayatımın bir bölümünü adeta kırptı.. Herneyse bahsetmeyelim :r ) Puslu Kıtalar Atlası'nı kütüphaneme dahil edeli uzun zaman olmasına rağmen, okumak bir türlü nasip olmamıştı, o yeşil kapağıyla hemen gözüme çarptı ve onda karar kıldım. 

Kitabı çok beğendim, sevgili İhsan Oktay Anar'ın üslubunu çok sevdim, o karmakarışık karakterler bana Elif Şafak'ı anımsattı, bir daha sevdim. :) Kitap buram buram tarih kokuyor ve o güzel mekanlara farkında olmadan dalıyorsunuz.. İhsan Oktay Anar, tarihi, kurguyla harmanlamış. Özellikle osmanlı dönemi yaşantısına dair merakınız varsa mutlaka okuyun derim. Farklı, yani bizim duymaya alışkın olmadığımız terimler var kitapta, ben araştırıp öğrendim, iyi oldu :) Yazarın okumadığım diğer kitapları da mutlaka kütüphanemde en yakın zamanda yerlerini alacaklar ;) Ve sizler için sevdiğim birkaç alıntıyı aktarmadan geçmeyeceğim elbette;

*"Şehrin uykuda olduğu o anda bile, düşlerin görülüp kâbusların gerçekleştiği, şehzadelerin boğdurulup rüşvetlerin hesaplandığı, gizli ittifakların imzalanıp şerbetlere binbir çeşit zehirin katıldığı o anda bile, sarayda kutsal emanetlerin bulunduğu o odada yanık sesli bir hafız, kendisinden öncekilerin yüz altmış yıldır aralıksız kıraat ettiği Kuran'ı, vecd içinde gözlerini kapayarak kimbilir kaçıncı defa okuyordu..."

*"Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim..."

*"Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı..." 

*-"Çünkü bilgi tehlike ile ölçülür." -"Ne demek bu?" -"Bilgi doğru olmak zorundadır ve bilgin, hata yapmaktan ölümden korkar gibi korkar. Sizin bilginleriniz hata yapmaktan korkarlar mı?" -"Doğrusu bundan pek emin değilim. Ama önce ne demek istediğini iyice anlat bana." -"Şunu kastediyorum: Müneccimleriniz ya da medrese hocalarınız bir hata yaptıklarında sözgelimi cezaya çarptırılıyorlar mı? Hata yapmaktan korkmuyorlarsa belki de hatanın cezasından korkuyorlardır." -"Hayır onlara ceza çarptırılmaz. Çünkü onlara bilgin diye saygı duyarız." -"Öyleyse onların doğru düşünmeleri için yeterince şart yok demektir. Çünkü onlar doğru düşünseler de düşünmeseler de nasıl olsa saygı göreceklerini, tehlikeye düşmeyeceklerini bildiklerinden hatadan korkmazlar..."


Karar vermem gerek

Hep dengesizdi ona olan ilgim...

Ya suyunu fazla verip dibini çürütüyor, yada hep geç kalıp tam ölmek üzereyken suluyordum onu... 

Dün bir kez daha tam ölmek üzereyken kurtardım, yine eğmişti boynunu, soldurmuştu yapraklarını ve ben su verdim tam kendinden vazgeçtiği anda... 

Hep tarif edilir; "toprağını nemli bırak, ne daha çok ne de daha az ver suyunu" diye... Ama hiç tutturamadım o dengeyi, utandım... 

Neler diyordur kim bilir duyamadığım kelimeleriyle bana; "yeter artık, bırakta solayım, sende kurtul bende!" veya "adamakıllı ilgilen ikimize de yaşatma her seferinde bu eziyeti" gibi... 

Haklı.  

Aşk ile...

Esselamu aleykum ve rahmetullah...

Tarihi normalde daha önce olan fakat ertelenerek bu pazar gerçekleştirdiğimiz Konya ziyaretimden bahsedeceğim biraz. Ziyaretin zamanı kısa ancak içi dopdoluydu... 

Aşıklar şehrine gittim aşkıma aşk katarak geri döndüm inşâAllah! Şimdiye dek Konya'ya bununla beraber 3 kez gittim, ancak bu öylesine güzel ve öylesine verimliydi ki, dilimde dua, gözümde yaş, elimde kalem kağıtla tamamladım ziyaretimi... Hepinizi andım oralarda, Rabbim kabul etsin.

Hz. Mevlana müzesinde çalışan rehberimiz sayesinde, her şeyi ayrıntılarıyla öğrendik, elbette daha öğrenecek çok şeyimiz var ama çok doyurucu bilgiler verdi gerçekten, hepsini not almaya çalıştım bende, bu yazımdan sonra belli bir süre hep Konya'dan bahsedeceğim :) Ayrıntılarıyla aktarmaya çalışacağım inşâAllah bütün not aldığım bilgileri.


Bu hafta sonu KPSS sınavım var, bitene dek yazamayacağım, sizlerden dua istiyorum, Mevla hakkımızda en hayırlısı neyse onu nasip etsin. Dua ve aşkla kalın inşâAllah...


Birde aşıklar diyarında aldığım haberin sonu hayır olsun inşâAllah...

Annem'den

Kadınceğiz merkeze 1 saatlik küçük kasabasında mutlu mesut yaşarken, ben onu aldım merkeze getirdim. Tabi doğal olarak ara ara sıkıntı yaşayabiliyor, insanların samimiyetsizliği, saçmalamaları ona çok tuhaf geliyor. Anlatmaya çalışıyorum bende, "anne burda böyle olur", "şöyle olur" diye. Ama ben her zaman yanında olmadığım için bazen kendi çapında olaylar olaylar...

Geçen gün halk otobüsüne binmiş, yanına da bi bey oturmuş, sanırım izin de istemiş ama annem o kadar küçük sesleri duyamadığı için cevap vermemiş ve neticede adam oturmuş. Annemi afakanlar basmaya başlamış, kasabadaki şoförlerimiz sağ olsun bayanların yanına erkek yolcuların oturmaması için uyarı yaparlar ve ona göre yerleştirirler yolcuları, zaten herkes birbirini tanıdığı için kimse de oturmaz, burda adamın gideceği yer zaten 10 dakika, birde bay bayan diye mi ayırt etsin, ki zaten adam izin de istemiş olmalı. Neyse başlamış bizimki "of", "pof", "Allah'ım sabır ver" nidalarına.. Kendince adamın anlayıp kalkacağını düşünüyor, adamı bildiğin sapık zannetmiş. "Etrafıma bakındım boş yerde yok, olay çıkacak diye bir şey de diyemedim" diyor yazık :)) Bizimki ineceği durağa gelince adama bi çemkir, "çekil çekil ineceğim ben" diye :)) İnmiş sonra da arkasına bakıyor güya adam sapık ya annemin arkasından inecek, şey diyormuş kendi kendine, "in in de şu çantayı kafana indireyim, hemen arıyorum polisi" :)) Böyle bi macera işte, eve bi geldi, "gül(ismim gül olmamasına rağmen annem bana bu şekilde hitap ediyor) sorma başıma gelenleri" diye :)) Korktum bende "n'oldu anne" diye soruyorum, "daha n'olsun arabada yanıma bi adam oturdu pis sapık annesi yaşında kadınım ne yapacak beni" diye. Önce korktum bende, "anne bir şey mi yaptı seni rahatsız edecek, bi söz bi hareket" diyorum, "yok hayır da, niye oturuyor canım annesi yaşında kadının yanına" diyor :)) Gül gül öldüm ya, yazık kıyamam. Dedim "anne sen hiç görmedin mi herkes oturuyor o şekilde, sen istemezsen yine izin vermezsin, izin ister zaten onlar senden, istemezse de ben rahatsız oluyorum deyip oturtmazsın yine kimseyi yanına", yazık şey diyor "ne bileyim ben onlar oturuyor da ben tanıyorlar birbirlerini zannediyorum" :)) Birde diyor "aman sen dikkat et, kimseleri oturtma yanına" Annem yaa kıyamam.

Cuma'nız mübarek olsun dostlar, birbirimizden dualarımızı eksik etmeyelim inşâAllah. Dua ve muhabbetle.