RSS

Sunshine Award(Güneş ışığı ödülü)

Yaaa görüosunuz dimii :)) Yazılarını severek takip ettiğim @papuç, beni bu ödüle layık görmüüş. Çoook teşekkür ederim kendisine. beni çok mutlu etti.

Nasıl sevindim, nasıl gururlandım anlatamam. Efendim ben bu gazla bayaa giderim artık. Blog aleminde yeni sayılırım, ama uzun bi süre buralardayım. Sevmeyen varsa bu kızı, biran önce alışmasını tavsiye ediyorum. Gözünüzün önündeyim çünkü..

Yazmak beni çok mutlu ediyor, şuanda yazılarımdan bişi anlamayan, ne diyor bu kız diyenler olabiliiir. Ama ben daha yeniyim :) Öğrenicem, alışıcam. Zamanla güzel yazılarımda olur inşaallah. Olmazsada kime ne, kendi kendime yazıp çizerim. Beğenen oquuur, beğenmeen çeker gideeerr. :)) yok yok kimse gitmesin hoş görün bu kızcağızı.

Neyse çok uzatmiim. Beni bu ödüle layık gören @papuç'a tekrar teşekkür ederim. Bende yazılarını severek takip ettiğim güneş ışıklarıma gönderiyorum bu ödülü;
-@stuven,
-@ Akifzade,
-@bi dost,
-@yesari,
-@bozbek,
-@GeCe,
-@Burcu,
-@Türabi,
-@Onuncu Köyün Adamı,
-@ ذهرا فندقلي
... Ve takip listemdeki bütün arkadaşlarıma..
Hepsinin benden Çoook çok iyi yazdıklarını düşünüyorum,  yazılarından güzel şeyler öğreniyorum..

Baki sevgi ve saygılarımla..

Acizliğimle geldim..

Rabbim öyle aciz, öyle fakirimki,
Ne hakkıyla seni eda edebilirim, nede bana verdiklerini..
Sen büyüksün, muhtaç değilsinki benden gelecek olana..
Ama ben.. Senden gelen her zerreye muhtacım.
Seni anmaya ve senin beni anmana..
Öyle muhtacımki bir anlık unutman yokluğumdur Rabbim..
Sen var etmesen, ne seni bilirdim, ne kendimi..
Varettiğin kulunu sen fakre, acze düşürme..
Ya Rahman..

Sen bu acizin kimseye söylemeyip kendine sakladığınıda bilirsin,
Utanıp sıkılıp kendinden sakladığınıda bilirsin.
Hepsini ancak senden istiyoruz...

"Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var Ey Kullarım" dedin..
Benimse, duadan anladığım, fani hayat için uzun bir istek listesi oldu..
Affet..

Faniye, yarattığına olan sevdamızı öyle açık ederizki,
Adeta putlaştırırız aciz aklımızla.
Saatlerce, günlerce ... anlatırız fani sevdasını. dilimizden düşürmeyiz
Hiç bitmeyecek gibi.

Sana olan sevdamızı ifade etmeye aklımız yetmez ey Allah'ım..
Kalbimizde olan ancak sensin,
İfade edemeyişimiz acizliğimizden, ahmaklığımızdandır.

Çoğu zaman acze düştüğümüzde anarız seni ey Allah'ım.
Biliriz yardımın ancak senden geleceğini.
Sen, Sen'i mutluluğunda da ananlardan eyle bizi.

Rahmetin gazabını geçmiştir Allah'ım..
Rahmetin hakkı için senden istiyorumki;
Beni, anamı, babamı ve tüm inanan müslümanları affeyle..
Amin..

Cuma, ahir, akıbet hayrola..

Medet ya Sahib-el mekan, 
Medet ya Sahib-el meydan..

An/lık Küçülme/ler

Büyüklüğümüzün değerini anlamayız çoğu zaman. Halbuki özenle, emekle büyümüşüzdür, hiçte kolay olmamıştır. İnsanların gözünde büyümek, güvenilen, saygı duyulan olmak.. Bunları kazanmak uzun yıllar alır. Kaybetmekse o kadar kolayki, anda küçülüverirsin, hiç çaba sarfetmen gerekmez.

Hata götürmeyiz ...

Karşındaki, "şimdiye kadar bir hatasını görmedim bu ilk" yada "olsun herkes insan oda hata yapabilir".. gibi şeyler söylemez... Gözlerinde değer kazanırken yaptığınız şeyler, bir anda hafızalarından silinir ve o an yaptığınız hata kalır akıllarında. Artık sizi eski hal ve tavırlarınızla değil, sadece o hatanızla anarlar.

Acımasızca belki, ama böyledir. Belki bizde yapıyoruzdur aynısını. Önceden çok sevdiğimiz canımız ciğerimiz dediğimiz arkadaşımızı, dostumuzu.. yaptığı tek bir hatayla silebiliriz hayatımızdan. Yapanda yapılanda bu kadar acımazıs olmamalı. Yapan, farkında olmalı, kendine yakışanı yapmalı.Yapılanda (olmazda), "kızgın bir anına denk geldi heralde, morali bozuk bir anına denk gelmiştir,böyle biri değil yapmaz böyle şeyler"...diyebilmeli. Bu büyüklüğü gösterebilmeli.

Ama nolursa olsun, karşımızdakinden bu fedakarlığı beklemeye hakkımız varmı? bilemiyorum. Kendinden beklendiği gibi davranmalı insan. Affedilemiyor işte, yok sayılamıyor...

 

 

"Birisi seni övdüğünde tevazu gösterip (güya) hakkı seyir kolaydır. Ya sana küfredene yorumsuz kalabiliyormusun?"

2010'un sürprizleri..


Evvet yeni yıl denen telaşe bittiğine göre uyanma zamanı.. Kutlayan kutlamayan herkesin yeni yılın ilk sabahında karşılaşmak zorunda olduğu sürprizlerden bahsedicem size. İstemeseniz bile.

Çok sinir oluyorum, bu politikalar beni deli ediyor ulenn. Millete kaşıkla maaş zammı ve kepçeyle dağıtılan diğer zamlar..

Yahu millet zaten kıt kanaat geçinmeye çalışıyor. Yetmiyormuş gibi sürekli ona buna zam yapılıyor, millet nereye ne ödeyeceğini şaşırdı. Sabah radyoda dinliyorum; Bazı ürünlere normalde yani her yılbaşında yapılan zam oranı % 3 veya 3,5ken, sevgili Bakanlar kurulu tam yetkiyi kullanarak bu oranı %50'ye çıkarıyor.

Birde heryerde bas bas bağırılıyor kriz var diye. Tabi doğru millet zaten zor durumdayken, düşene bir tokatta Bakanlar kurulu atmalı.

Elhamdülillah bir işim var ve bakmakla yükümlü olduğum kimse yok.
Bazen diyorum iyiki sadece kendimi geçindirmek zorundayım, yoksa bu maaş ve zamlarla saç baş yolmak, yada cinnet geçirmek mümkün..

Benim aldığım maaşla, ev geçindiren ve çocuk okutan insanlar tanıyorum. Aldığım maaşta asgari ücretten çok yukarda bişi değil. Ben bile şuraya şu, buraya bu derken bazen sıkıntılı getiriyorum ay sonunu. Peki bu insanlar napsın?
Tabi birde işsiz olan ve aynı yükümlülüğü taşıyanlar var. Onlardan bahsedemiyorum bile..
Bu insanlar isyan etmesinde sevgili bakanlarımızmı isyan etsin?
Sorarım...